BATILIN SONU


BATILIN SONU
Kâinatı varlığının bilinmesi için yaratan, yaşatan, yöneten, kullarının iki cihan saadeti için İslam'ı gönderen Rabbimize hamd, son peygamber, yaşayan Kur'an, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.
İslam ve Siyonizm, Irkçı Emperyalizm; İman ve küfür mücadelesinin iki tarafıdırlar. Bu mücadele kıyamete kadar devam edecektir. Bu savaş aynı zamanda bir imtihan vesilesidir. Bu savaş Allah'ın (c.c) emri olan İslam'a uyanlar ile nefislerini ilah edinip batıl yollara sapanların savaşıdır. Bu savaşı taraflar ne için yapmaktadır? Kur'an bu sorunun cevabını şöyle verir:

"İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tağut (batıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır." (Nisa:76)

Burada inananların İslam için savaştıkları, inanmayanların ise batıl davalar için savaştıkları beyan edildikten sora, inananlara şeytanın dostlarına karşı savaşmaları emredilmiştir.

Birbirleri ile mücadele eden bu iki taraf, bu mücadelenin bütün aşamalarında hedeflerine ulaşmak için her türlü hazırlığı yapıyor olmaları işin mahiyeti gereği kaçınılmazdır. Allah (c.c) kendi yolunda batıla karşı savaşan inananlara böyle bir hazırlığı yapmalarını emretmektedir.
"Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız." (Enfal: 60)

Hak-Batıl mücadelesi kapsamında tarafların yapacakları bu hazırlığın üçayağı vardır. Bunlar:

1. İnsan kaynaklarının harekete geçirilmesi,
2. Para gücü ve maddi imkânların harekete geçirilmesi,
3. Medya ve tanıtma gücü,

Bu üç alanda hazırlığını en iyi yapan taraf diğerine karşı üstünlük sağlamada bir adım öne geçmiş olacaktır.

İslam'ın temsilcileri durumunda olan Müslümanların batılla mücadele kapsamında yapacakları hazırlık çalışmalarında gevşeklik, tembellik, ihmalkârlık yapmamaları gerekir.

Bilinmelidir ki batılın gücü zahiridir.

Hazırlığını Allah'ın emirlerine uygun bir şekilde yapan Müslüman bir topluluk her zaman batıl karşısında Allah'ın inayetiyle üstün gelen taraf olacaktır. Bu gerçek Kur'an'da şöyle zikredilmektedir. "Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez." (Ali İmran: 111)

Tespit edeceğimiz bir geçek de şudur.

Batılın hak karşısında varlık göstermesi düşünülemez. Çünkü İslam üstündür. Onu yenmeye kimsenin gücü yetmez. Bugün batılın hâkim gibi gözükmesi bizim mücadeleden düşmüş olmamız sebebiyle arızı bir durumdur.

Çünkü bizler İslam âlemi olarak Osmanlının yıkılışından sonra ümmet olma vasfımızı kaybettiğimizden, insan organizasyonundan kaynaklanan gücümüzü yitirdik. Darmadağınık olduk. Para gücünü de kaybettik. Tanıtma gücümüz zayıfladı. Bu sebeplerden dolayı bu arızı durum ortaya çıkmış oldu.

Aslan düştüğü yerden ayağa kalkar.

Kim ne derse desin, nasıl yorumlarsa yorumlasın Türkiye'nin asıl sahipleri olan inanan insanlar, 40 yıldır Milli Görüş çalışmaları ile elde edilen bu kazanımları mutlaka zirveye taşıyacaktır. Bu inancın zahir olması için atılması gereken bütün adımlar atılacaktır. Bu bağlamda insan organizasyonundaki eksikliler giderilip ittifak içinde BÜNYANÜNMERSUS olunarak, insanları hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüğü yasaklayan bir topluluk yeniden inşa edilecektir.

Para gücü ve imkânlar hakkın hizmetinde olacak şekilde yeniden disiplin altına alınacaktır. Bunun gerçekleşmesi için Müslümanların davaları için elini ceplerine atmaya başlamaları yeterli olacaktır.

Tanıtma ve medya gücü bizim üzerinde yoğun olarak çalışmamız gereken en önemli konudur.

Bu manada Milli Gazete'ye, TV5'e, Anadolu Genlik Dergisi'ne, Milli Şuur'a gereken önem ve destek verilerek bu yayınların zirveye taşınması sağlanacaktır. Bu uzak bir hedef değildir. Bunun için yapılacak şey, özellikle ana yayın olması sebebiyle Milli Gazete için yediden yetmişe herkesin gönüllü dağıtıcı olması ve geniş ve kapsamlı bir abone kampanyasının başlatılmasıdır. Bu başarılacak bir konudur. Bunun başarılacağına dair kuvvetli bir inanç dalgasının yaygınlaşması Milli Gazete'yi en kısa zamanda en az 300 bin tirajın üstüne taşıyacaktır.
Biz mazlumlar olarak zalimler karşısın ayağa kalkarsak işte o zaman Allah vadini gerçekleştirecektir.

"De ki: Hak geldi; artık batıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir." (Sebe: 49) Bu ayet hakkın karşısında batılın gerçekte bir şey olmadığını ilan etmektedir. Zaten batıl hak karşısında yıkılmaya mahkûmdur. "Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur."(İsra: 81)

Batıl geçici olarak ne kadar yükselse de, parlasa da, mahiyeti itibariyle, İslâm'ın yüceliği karşısında devam edemeyecek, mahvolup gidecektir. "Bilakis biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!" (Enbiya: 18)

Bu kadar açık olan bir gerçek karşısında inananlar olarak hareketsiz kalmamız, batıl karşısında İbrahim'i ve Muhammed'i bir duruş sergilememiz bizim için hayra alamet bir durum değildir. Dünya hayatının zahiri ihtişamının aldattığı kimselerden olursak, bilmeliyiz ki bu dünya hayatı ancak kâfirler cazip kılınmıştır. "Kâfir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysaki (iman edip) inkârdan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir." (Bakara: 212)

Bilelim ki hayat iman ve cihaddır.

"Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz." (Maide:35)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder