28 Ekim 2012 Pazar



KURBAN


KURBAN: Kurban, Türkçeye Farsça'dan, Farsçaya ise Arapça'dan geçmiş bir sözcüktür. Arapça k-r-b kökünden türemiş olup, sözlükte "yaklaşmak" anlamına gelir[1]. Fakat Arapçada -an eki olmayıp bu ekin Farsçadan geçtiği aşikârdır. Farsçadaki anlamı ise yaklaşan demektir. Kurban kelimesinin Arapçası ذِبْح (zibh) dir. Dini terim olarak Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir. Kur'an'da geçen İbrahim peygamber ve oğlu İsmail ile ilgili kıssadan yola çıkarak, kurban kavramı, çok daha genel olarak bir adanmışlığı, Allah'a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir.
Kurban sözcüğü Kur'an'da birkaç kez geçer; örneğin Maide Suresi 27. ayette Habil ile Kabil anlatılırken iki kardeşin sunduğu adaklardan bahsederken kurban sözcüğü kullanılır[2]. İslamda bugün anlaşılan kurban kavramının temelini İbrahim ile İsmail'e dair olan kıssa oluşturur.
Kur'an'da, İbrahim'in bir oğul için dua etmesi, bunun ardından doğan İsmail isimli çocuğunu Allah'a adamakla sınanmasından bahsedilir[3]. Bunun üzerine ikisinin de (İbrahim'in de İsmail'in de) bunu (İsmail'in kurban edilmesini) kabullenip bu işe koyulurlar:
AYET:"(Oğlu) yanında koşma çağına gelince: "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap. Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın." dedi.
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağı üzerine yıktı."[3] (Saffat Suresi: 102,103)
Fakat Allah'ın bu manevi adanmışlığı kabul edip, bunun bir sınama olduğunu onlara belirtmesi ve onlara bir kurbanlık hayvan göndermesiyle anlatı sonlanır:
AYET:"Ve ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim.
 Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız."
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik."[3] (Saffat Suresi, 104-107)
KURBANA İLİŞKİN NASSLAR
Kurbanın bir ibadet olduğuna dair Kur'an'daki deliller
Sâffât Suresi,107; İbrahim’in oğlu İsmail’in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye olarak verildiğinin anlatılması.
AYET:" Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin." (Hacc,28)
AYET: "Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yeyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik."
"Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir." (Hacc 36-37)
Bu ayetlerde bahsedilen kurban kesimi, bir tür adanış göstergesi, fakirlere yardım ve bir dinî ibadet olarak hayvanların kurban edilmesidir.
KURBANIN VAKTİ:



    Kurban Eyyamı nahr(Kurban kesme günleri) denilen zilhicce ayının 10. cu 11. ci 12. inci günleri kesilir. 10. günü kesmek daha faziletlidir. 10. günü fecir doğmadan önce kurban kesmek caiz değildir. Zilhiccenin 12. günü akşam nazmazına kadar gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak geceleri kesmek mekruhtur. Bayram namazı kılınan yerlerde  bayram namazından önce  kurban kesmek caiz değildir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde 2. fecirden sonra kurban kesilebilir.(Serahsi xııı. 9 ,Kaşani V 73-74, Hindiye  V 295-296)